18 Mayıs 2026 tarihinde, Yusuf Arslan tarafından kaleme alınan bu yazıda, Türkiye’nin güncel siyasi ve ekonomik durumu ele alınıyor. Yazıda, siyasi ortamın geçmişe oranla nasıl değiştiğine dair çarpıcı tespitler yapılıyor.
Geçmişte siyaset, adeta bir dikenli gül bahçesi gibiydi; ancak bugün rüzgâr gülüne döndü. Siyasi aktörlerin durumu, rüzgârın yönüne bağlı olarak değişiyor. Bandırma Vapuru sayesinde kurtarılan ülkenin, günümüzde ‘Kandırma Vapuru’ tarafından nasıl batırıldığına dikkat çekiliyor. Bu durum, yurtta ve dünyada yaşanan sorunları körükleyen bir süreç olarak karşımıza çıkıyor.
Ekonomik durumu değerlendiren yazar, maaşların düşürülmesinin ülke ekonomisini uçurmayacağını, aksine devletin gücünü zayıflatacağını ifade ediyor. Devlet kuşunun kanatlarının kırılması, ekonominin geleceği için ciddi bir tehlike oluşturuyor.
Siyasi durumun ciddiyetine dikkat çeken Arslan, kayyum atamaları, casusluk davaları ve parti kapatma gibi uygulamaların iktidarın yağmalama düzenine karşı bir tepki olarak algılandığını belirtiyor. Ayrıca, siyaset arenaında yabancı oyuncu kuralının uygulanmasını öneriyor; bu sayede başka partilerden transferlerin sınırlı sayıda olması gerektiğini savunuyor.
İktidar ve muhalefet arasındaki gerilimler ise, her iki tarafın elinde birbirine karşı kullandığı kayıtlar üzerinden sürdürülüyor. Egemenliğin “kayıtlı demokrasi” olarak adlandırdığı bir ortamda, halkın “yarım porsiyon demokrasi” ile oyalandığını vurguluyor. Çoğunluğun açlık ve yoksulluk sınırları altında yaşadığı bir ortamda, azınlığın refah içinde olduğu belirtiliyor.
Dini istismar eden yapıların, siyasetteki etkilerinin sona erdirilmesi gerektiğini savunan Arslan, “Tarikat-Siyaset-Mafya” üçgenine dikkat çekiyor. Ayrıca, toplumda adaletin sağlanması için ‘açlık belgesi’ yerine, herkesin eşit haklara sahip olmasının gerektiğini vurguluyor.
19 Mayıs’ın anlamı üzerine eleştirilerde bulunan yazar, Atatürk’ün anılmadığı bir bayramı sorguluyor. Son olarak, yeni siyasi oluşumlar için önerilerde bulunarak, “Kırmızı çizgimiz, kızarmayan yüzümüz!” sloganıyla yeni bir siyasi hareketin oluşumunu hayal ediyor. Ayrıca milli parkların yapılaşmaya açılmasının, doğaya ve insan sağlığına zarar verdiğini ifade ediyor.
Yusuf Arslan’ın bu yazısı, günümüz Türkiye’sinin siyaseti ve ekonomisi üzerine düşündürücü bir perspektif sunuyor.